CiciceeTV

Çocuk Dostu Şehir Nasıl Olmalı?

Çocuk dostu şehir nedir? Çocuk dostu bir şehir nasıl olmalı? Çocuk dosu şehirler için çocukların fikirlerinden faydalanılabilir mi?

Çocuk Dostu Şehir Nedir?

Çocuk dostu şehir, çocuk haklarını uygulayan ve çocukların yaşam alanlarını ideal hale getirmeyi amaçlayan şehir olarak adlandırılabilir. Çocukların sık vakit geçirdiği alanların çocuk dostu olması, çocukların sağlıklı gelişimi açısından büyük önem taşıdığı gibi, çocuk dostu şehirlerin sayısının artması, sağlıklı çocukların sayısının da artması anlamına geliyor.

Çocuk Dostu Şehirlerin Özellikleri

Çocuk dostu şehirler, çocuk hakları ile paralellik göstermeli ve çocukların güvenli yaşayabileceği ortamlara sahip olmalıdır. Çocuk dostu şehrin temel özellikleri şöyledir:

  • Çocukların sağlık, barınma, eğitim gibi haklardan yararlanır.
  • Şehir içerisinde, güvenli bir şekilde yürüyebilir.
  • Oyun oynamak ve doğayı keşfetmek için yeterli yeşil alana sahiptir.
  • Sahip olduğu din, ırk, cinsiyet gibi özellikler nedeniyle ayrımcılığa uğramaz.
  • Çocuklara yönelik, kültürel ve sosyal etkinliklerin düzenlenir.
  • Çocuk kütüphanesi, çocuk kültür merkezi, çocuk bilim merkezi gibi alanlara sahiptir.

Çocuk dostu şehirler, çocuklara sunduğu yaşam, eğitim, eğlence ve etkinlik gibi standartlar dolayısıyla kendi içinde de sınıflandırılabilir. Ancak bir şehrin çocuk dostu olduğu söyleyebilmek, o şehirde çocukların güvenli bir şekilde yaşayabilmesi, diğer çocuklarla eşit haklara sahip olması ve eğitim ile sağlık haklarından yararlanabilmesi şarttır.

Çocuklar Şehri Tasarlamaya Nasıl Yardımcı Olur?

Türkçe altyazı için sağ alttaki menüden seçim yapabilirsiniz.

Yetişkinler çocukları “geleceğin vatandaşları” olarak düşünmeye meyillidirler. Çocukların fikirleri ve düşünceleri bir gün önemli olacak ama bugün değil. Ama çocuklar nüfusun çeyreğini oluşturuyorlar, bu yüzden miras bırakacakları dünyanın neye benzeyeceğini söylemeleri gerekmez mi? Kent planlamacısı Mara Mintzer (ve ekibi) çocuklara Boulder, Colorado’da bir park tasarlamaya yardımcı olmalarını istediklerini neler olduğunu analtıyor:

Toplumumuz, düzenli olarak nüfusun bir çeyreğine hiç sormadan kararlar alıyor. Toplumun düşünce ve deneyimleri olmadan toprak kullanımı, enerji üretimi ve doğal kaynaklar konusunda seçimler yapıyoruz. Cansız bir cisim olan araç, kamu politikası üzerinde bu vatandaş grubundan daha fazla söz sahibi. Hangi gruptan bahsettiğimi tahmin edebilir misiniz? Çocuklar.

Şehir tasarımında çalışıyorum ve beklendiği gibi, çoğu şehir yetişkinler tarafından tasarlanıyor. Şehir planlamacıları, mimarlar, geliştiriciler, politikacılar ve ara sıra birkaç yüksek sesli vatandaş. Dört yaşında bir grup çocuğun sesi, belediye meclislerindeki podyumlara ulaşacak kadar uzun olduğunu düşünmezsiniz. Bugün, size şunu sormak istiyorum: Çocuklardan şehirlerimizi tasarlamalarını isteseydik ne olurdu?

2009 yılında, Boulder, Colorado’da çocuk dostu bir şehir girişimi başlatmak isteyen küçük bir grup insanla tanıştım.

Medeni hakların savunucusu olan bir aileden geliyorum ve kariyerimi bu noktaya kadar düşük gelirli çocuk ve ailelerle çalışarak getirdim. Ama daha önce hiç çocuk dostu bir şehir girişimi duymamıştım. Bu yüzden, amacının küçük bir çocuğun ebeveyni olarak karşılaştığım bazı hayal kırıklıklarını karşılamak olduğunu düşünmüştüm. Muhtemelen restoranlarda daha fazla bez değiştirme masası olmasını savunurduk. Ya da soğuk ve yağmurlu günler için kapalı oyun alanları yaratırdık. Başka bir deyişle, şehri çocuklara ve ailelere daha elverişli hâle getirirdik. Ancak proje başladıktan sonra düşündüklerimin hepsinin yanlış olduğunu fark ettim.

Çocuklar için daha iyi şehirler tasarlamayacaktık. Çocuklar kendileri için daha iyi şehirler tasarlayacaklardı ve bizler için de tabii. Şimdi, eminim ki bu fikre şüpheci yaklaşıyorsunuz. Dürüst olmak gerekirse, ben de öyleydim. Demek istediğim, oylama yaşının 18 olmasının bir sebebi olmalı.

Çocuklar, uygun maliyetli konut krizi ya da ulaşım ana planının nasıl geliştirileceği gibi karmaşık fikirleri nasıl anlayabilirler? Fikirleri olsa bile, çocuksu olmaz mıydı? Ya da mantıksız? Şehirlerimizin şekerden yapılmış bir parka gerçekten ihtiyacı var mı?

Ya da aşağıdaki masum kanocuların üzerine su fışkırtan topları olan bir köprü?

Bu endişeler doğru olduğu halde, şehir planlamasına çocukların dahil edilmemesinin, daha büyük bir tasarım problemi olduğunu fark ettim. Sonuç olarak, asıl kullanıcıları tasarım sürecine dahil etmemeli miyiz? Çoğunlukla çocuklar tarafından kullanılacak bir park kuruyorsak, çocuklar bu parkın tasarımında söz sahibi olmalılar. Bunların hepsi göz önüne alındığında, “Growing Up Boulder” adlı bir program oluşturduk ve benim işim yenilikçi şehir tasarım çözümleri bulmak için yaşları sıfırdan on sekize uzanan çocuklarla çalışmaktı.

‘Bunu nasıl yaparız?’ diye sorabilirsiniz. Siz gerçek bir örnek vereyim. 2012’de, Boulder şehri, Sivil Alan olarak bilinen büyük bir şehir parkını yeniden tasarlamaya karar verdi. Bu alan bir ucunda bir çiftçi pazarı,  diğer ucunda Boulder Halk Kütüphanesi ve ortasından geçen Boulder Deresi ile sınırlandırılmıştı. Alan, derenin kaçınılmaz taşmalarını daha iyi idare edebilmek, bölgeye güvenlik duygusunu yeniden kazandırabilmek ve genişletilmiş pazarı desteklemek için yeni bir tasarıma ihtiyaç duyuyordu. Dolayısıyla, 2012’den 2014’e kadar, okul öncesi dönemden lise öğrencilerine kadar uzanan bir aralıkta, 200’den fazla gençle buluştuk.

Şimdi, bunu nasıl mı yaptık? Açıklayayım.

İlk önce, çocukları sınıflarında ziyaret ettik ve projeyi sunduk. Onlara projenin ne olduğunu, fikirlerinin neden önemli olduğunu ve önerileriyle ne yapılacağını anlattık. Onları etkilemeden önce, çocuklardan kendi deneyimlerini temel alarak fikirlerini kaydetmelerini istedik. Sonra, çocuklardan bizimle bir saha gezisine çıkmalarını ve alan hakkında neyi sevip sevmediklerini fotoğraf kullanarak belgelemelerini istedik. Yeşil çerçeveler sayesinde öğrenciler, alanda sevdikleri şeyleri vurguladılar, üniversite öğrencilerinin dere boyunca su kaydırağı yapması gibi.

Sonra bu çerçeveleri ters çevirdiler ve çöp gibi hoşlanmadıkları şeyleri belirtmek için kırmızı tarafı kullandılar. Altıncı sınıf öğrencilerimiz, dünyanın dört bir yanında aynı zorluklara sahip alanları araştırarak Sivil Alan’ı incelediler. Ardından çocukları mekanı geliştirmek üzere asıl fikirlerini, yeni ilhamlarıyla birleştirmek için çözümler üretmeye davet ettik. Her sınıf yetişkin planlamacıları, belediye meclisi ve topluluk üyelerini kendi önerilerini paylaşmak ve tartışmak için davet etti. Boulder’un kıdemli şehir planlamacıları, okul öncesi öğrencilerin sınıfta yaptığı Sivil Alan’ın tam ölçekli yapılandırmasını keşif için blok ve peluşlar kullandılar. Yetişkin planlamacılar, öğrencilerin fikirlerine hayran kaldılar örneğin jöle bileklikten yapılmış bir park gibi. Onun bir buz pisti olması varsayılmıştı. Bir de plastik hayvan şekilli boncuklarla yapılmış kamu sanat binası vardı. Bu saçma görünüyor olsa da mimarların yarattığı modellerden çok farklı değildi.

Dört yıldır hızla ilerliyorum ve çocukların birçok fikrinin Sivil Alanda uygulandığını bildirmekten memnuniyet duyuyorum.

Örneğin, Boulder Deresi’ne daha rahat erişim olacak, böylece çocuklar suda güvenle oynayabilecekler. Karanlık alt geçitlerin aydınlatılmasıyla, lise öğrencileri geceleri okuldan sonra güvenle eve yürüyebilecekler. Ayrı bisiklet ve yürüyüş yollarıyla hız yapan bisikletçiler, gençlere dere kenarında gezerken çarpmayacak. Hatta geçen kış kızım ve ben, çocukların istediği şekilde yapılan bir buz pistinde kaydık.

Yani, çocukların fikirlerinin tümü sivil alanda uygulandı mı? Tabii ki hayır. Demokrasi karmaşık bir süreçtir. Tıpkı mantıklı ve bilgili bir yetişkin her fikrinin gerçekleşmesini beklemeyeceği gibi, dokuz yaşındakiler de beklemiyor. Bu süreci 8 yıldır sürdürüyoruz ve çocuklarla şehir tasarlamanın inanılmaz faydalarını gördük. İlk olarak, çocuklar yetişkinlerden farklı düşünüyor. Ve bu iyi bir şey. Yetişkinler genelde sıkıntıları düşünüyor, projenin bitmesi ne kadar sürecek, ne kadar harcama gerekecek ya da ne kadar tehlikeli olabilir gibi. Başka bir deyişle, ”Mahkemelik olur muyuz?”

Bu sıkıntılar gerçek olmadığından değil, ama eğer daha baştan tüm fikirleri yok sayarsak, sonunda yaratıcılığımızı kısıtlamış ve tasarlama sürecini yavaşlatmış oluruz. Diğer taraftan, çocuklar olasılıklar hakkında düşünüyor. Çocuklar için sınır göğe kadar. Gerçek anlamda. Ortaokul öğrencileri ile gençlere uygun parklar tasarlamaya çalıştığımızda, serbest paraşüt ve yelken kanat resimleri çizdiler

Tramplenden kocaman köpük çukurlara atlama resimleri.

Bunların bazıları abartı gelebilir, ama etkinliklerin ortak noktaları önemli bir şeyi ortaya çıkardı. Gençlerimiz heyecan verici fırsatlar arıyordu. Ki bu oldukça mantıklı, sonuçta gelişim çağlarının önemli bir parçası. İlhamlar ve gerçeklik arasındaki bağlayıcı olarak bizim görevimiz, onları gerçekten parklarda uygulayabileceğimiz etkinlik ve aletlere yönlendirmekti. Avustralya’daki parklarda, geniş çaplı zıplama ipleri ve 9 metre uzunluğunda tırmanma kuleleri ile tam olarak bunu yaptılar.

Çocuklar bir yer hayal ettiğinde, tasarımlarına mutlaka eğlence, oyun ve hareket katarlar. Bu, yetişkinlerin öncelik verdiği bir şey değil. Araştırmalara göre eğlence, oyun ve hareket yetişkinlerin de sağlıklı kalmak için ihtiyacı olan şeyler.

İçinde kütüphanesi ve rahat puf minderleri olan bir ağaç ev kimin hoşuna gitmez? Ya da her adım attığınızda tuvale boya püskürten bir halk sanat gösterimi? Eğlence ve oyunun yanı sıra, çocuklar tasarımlarında güzelliğe de önem veriyor. Çocuklar uygun fiyatlı konut tasarımı ile görevlendirildiklerinde, birçok geliştiricinin tercih ettiği, aynı bej apartmanları reddettiler ve bunların yerine, her şeye oyun ekipmanları barındıran parlak renkler koydular. Bisiklet ve yürüyüş yolları arasına çiçekler yerleştirdiler, dere kenarına banklar koydular. Böylece çocuklar arkadaşlarıyla oturabilirlerdi ve suyun huzuruyla eğlenebilirlerdi. Bu beni de doğaya iten bir şeydir. Çocuklar doğaya bağlanmak için biyolojik bir ihtiyaca sahipler ve bu onların tasarımlarında görülüyor. Onlar doğayı arka bahçelerinde istiyor, dört blok ileride değil. Bu yüzden toplulukları su, meyve ağaçları, çiçekler ve hayvanları ortak yerleşim alanlarına dahil ederek tasarlarlar. Daha iyi ya da daha kötüsü için bu mantıklı çünkü beş yaşındakilerin parka kendileri ulaşmaları için dört blok yürümelerine nadiren izin verilir. Doğa birinin yakın çevresindeyken herkese yarar sağlar çünkü her yaş için canlılık veren etkisini gösterir.

Bu belki şaşırtıcı gelebilir, ama arzuları veya en küçük vatandaşları, bebekleri ve yeni yürüyen çocukları bile dikkate alıyoruz.

Yürümenin keyfini yol boyunca keşfeden, yeni yürümeye başlayan çocuklardan öğrendik. Onlar yürüme kabiliyetlerini Boulder’un 19. cadde geçitinde ölçerken, bir hendekteki yaprakları keşfedecekler ve kaldırımlarda parlayacaklar. Onlar bize yavaşlamayı ve serüvenin varış noktası kadar önemli olduğu bir yol tasarlamayı hatırlattılar. Çocuklar ağaçlara ve bitkilere ek olarak neredeyse her zaman hayvanları da tasarımlarına ekler. Böcekler, kuşlar ve küçük memeliler belirgin bir şekilde çocukların resimlerinde yer alırlar. Yere yakın oldukları ve çekirgeleri bizim gördüğümüzden daha iyi görebildikleri için olabilir ya da sebebi basitçe diğer canlılara karşı harika bir duyu ve sezgi gücüne sahip olmaları olabilir. Çocuklar neredeyse her zaman insan dışı türleri ideal dünyalarına ekler.

Genel olarak, çocuklar şehir planlamalarında kapsayıcıdır. Onlar tekerlekli sandalyedeki büyük annelerinden, parkta uyuyan evsiz kadına kadar herkes için tasarlar. Çocuklar yaşayan canlılar için tasarlar, arabalar, egolar veya kurumlar için değil. Yaptığımız son ve muhtemelen en zorlu keşif çocukların herkes için şehir dostu olduğudur. Kolombiya’da Bogota belediye başkanı Enrique Peñalosa çocukların bir tür gösterge olduğunu bildirdi. Eğer çocuklar için başarılı bir şehir inşa edebilirsek bütün insanlar için başarılı bir şehre sahip olacağız. Bunu bir düşünün.

Çocuklar arabaya atlayıp bir mağazaya süremezler.

Çoğu çocuk yakın bir kafede pahalı bir öğle yemeğini karşılayamaz. Bu yüzden, farklı ulaşım seçenekleri ve daha ucuz yemek mekânları gibi ihtiyaçları göz önünde bulundurarak şehirleri inşa edersek diğer toplumların ihtiyaçlarını da karşılaşırız. Daha sık ve daha uygun fiyatlı otobüs seferleri, gençliğimiz tarafından arzulanıyor. Ayrıca artık araba süremeyen ve bağımsız yaşamak isteyen yaşlı insanlar da bunu destekliyor. Gençlerin önerileri, yürüyüş ve kaykay yollarını muhafaza etmek, ayrıca tekerlekli sandalyede sorunsuzca gitmek isteyen ya da bebek arabasını iten bir ebeveyne destek olmak.

Bana göre, bütün bunlar önemli bir şeyi ortaya koydu. Önemli bir kör nokta. Eğer çocukları planımıza dahil etmiyorsak, başka kimi etmiyoruz? Her renkteki insanları, göçmenleri, yaşlı ve engelli insanları ya da düşük gelirlileri dinliyor muyuz? Yenilikçi tasarım çözümlerini bütün toplumun sesini duymadığımız için göz ardı mı ediyoruz? Diğer insanların ihtiyaç ve isteklerini sormadan bilemeyiz. Bu çocuklar ve diğer herkes için geçerli. Yetişkinler, hadi çocuklarımızı geleceğin vatandaşları olarak düşünmeyi bırakalım ve yerine, onları bugünün vatandaşları olarak değerlendirmeye başlayalım. Çünkü bizim çocuklarımız, bizi daha mutlu ve sağlıklı yapacak şehirler tasarlıyorlar. Doğa, oyun, hareket, sosyalleşme ve güzellikle dolu şehirler. Çocuklar hepimizin yaşamak istediği şehirleri tasarlıyorlar.

Teşekkürler.

Yorumları Göster

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.