CiciPedia

Veremle Savaş Eğitim Haftası

Tüberküloz; geçmişi insanlık tarihi kadar eskiye dayanan ve insanlıkla iç içe bir infeksiyon hastalığıdır. Geçen binlerce yıllık süre içinde halk sağlığı açısından kalıcı bir tehdit olma özelliğini her zaman sürdürdü.. Geçmişte çiçek veba kolero gibi hastalılarla birlikte birçok dramatik salgınlara neden olan tüberküloz; günümüzde Aids ile benzer bir salgın sergiliyor.

MÖ 2700 yıllarına ait eski Çin kaynaklarında tüberkülozu düşündüren ifadeler bulunuyor. En iyi tüberküloz kanıtı MS 700 yıllarında yaşayan sekiz yaşındaki İknalı bir erkek çocuğu mumyasından kısa süre önce elde edildi. Bu mumyanın omurga grafisinde ”Pott” hastalığına ait bulgular saptanmış ve lezyon yaymalarında dirençli basiller görüldü.

MS ikinci yüzyılda yaşayan Galen kendisinden sonra 1000 yıl değişmeyen tedavi önerilerini ortaya koydu. Bu öneriler istirahat, öksürüğün kesilmesi, göğüs yakıları, venden kan alımı, sülük uygulaması, kusturucular, müshiller, kabartıcı maddeler ve ciltte yaralar oluşturmak şeklinde özetlenebilir.

Gözlem ve deneye ilgi arttığında Rönesans’la beraber tüberküloz konusunda da yeni bilgiler ortaya çıktı. Andreas Vesalius (MS 1478) fitizisli hastaların otopsilerinde kaviter lezyonların bulunduğunu bildirdi. F. Sylivus (1614 – 1672) ise tüberkülozdan ölen hastaların akciğerinde küçük sert nödüllerin bulunduğunu göstererek bunları tüberküloz diye adlandırdı. Hastalıkla ilgili düzenli kayıtlar 17. yüzyılın başından itibaren tutulmaya başlandı. 17. ve 18. yüzyıllarda sanayi devrimi, yetersiz beslenme ve kalabalık barınma koşullarında yaşayan insanların sayısının artışı tüberküloz saygınının yayılmasına neden oldu. İngiltere’den batı ülkelerine, batı Avrupa’dan da dünyaya yayıldı.

19. yüzyıl hastalığın kavranmasında önemli gelişmelere sahne oldu. . Willemin 1865 yılında tüberkülozlu hastaların kavitelerinden alınan materyali tavşanlara inoküle ederek tüberküloz’un geliştiğini gösterdi. Robert Koch 1882’de tüberkülozun bir infeksiyon hastalığı olduğunu kanıtlayarak yeni bir dönem başlattı.

İlk senatoryumun 1854 yılında Almanya’da açılmasıyla tüberküloz tedavisinde bir yaklaşım başladı. W. Roentgen’in 1895 yılında ‘X’ ışınlarını buluşu ile sanatoryumlar ‘bakteriyolojik ve fluor oskopik incelemelerin yapıldığı tüberküloz tedavi ve araştırma merkezleri haline geldi. 20. yüzyılın ilk yarısında tüberküloz tedavisine egemen olan sanatoryum ve kollaps tedavisi yaklaşımı modern kemoterapinin başladığı 1950’li yıllardan itibaren terk edildi.

Calmette – Guerin isimli araştırmacılar 1921 yılında Fransa’da ilk tüberküloz aşısını yani Bacillus (BCG)’yi geliştirdiler ve dünyada yaygın olarak kullanılmaya başlandı.

Tüberkülozun tarihinde yeni bir dönem1940’ların ortasında ABD’de streptomisinin ve İsveç’te PAS’ın bulunması ile başladı. Tek başına kullanılan bu ilaçlar hayal kırıklığına yol açtı ve bu durum yeni ilaç bulma çabalarına ivme kazandırdı.

INH’in 1952 yılında Robizek ve Selikof tarafından bulunmasından sonra üç ilaçla18 – 24 ay süren kombine tedavi uygulayarak tüberküloz tedavi edilebilir bir hastalık durumuna geldi. 1962 yılında etambutol (EMB) ve 1966 yılında rifampisin (RIF) bulundu.

Yorumları Göster

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir